Tanıklık ve Temsil / 2015 Bahar

İmkânsız Tanıklık ve Felaket’in Temsili

Derya Fırat & Öykü Gürpınar

Mübadeleler, savaşlar, katliamlar, soykırımlar, etnik temizlikler, askeri darbeler ve daha pek çok Felaket ile yüz yüze geldiğimiz son yüzyılda tanıklık sorunu ve Felaket’in temsil krizi üzerine etraflı tartışmalar vuku buldu. Bir yandan, yaşadığı travmatik deneyimi dile dökerek kayıplarının yasını tutabilmek için tanınma talep eden, Felaket ile yüzleşmeye davet ederek “bir daha asla” yaşanmaması için faillere hesap soran tanıklıklar ortaya çıktı. Küçük Asya Felaketi’nden Ermeni Soykırımı’na, Dersim ‘38’den 12 Eylül Darbesi’ne kadar farklı Felaketlerin tanıkları hakikatin gün yüzüne çıkması için cesaretle konuştu; kişisel deneyimler kolektif acının ve kaybın yüküyle yoğruldu, egemen tarihyazımına şerh düşüldü ve tarih hayatta kalan bellek aracılığıyla yeniden yazıldı. Öte yandan, Felaket tanıklığı, dil aracılığıyla ifade edilemeyecek bir olayın dile dökülmesi olarak görülüp paradoksal bir nitelik de kazandı. Tanıklık, iki açıdan “imkânsız” bir edim halini aldı: Tanıklık imkânsızdır; çünkü hayatta kalan söz konusu Felaket’i sonuna – ölüme – kadar deneyimleyememiş olduğundan tam tanık da olamaz, Felaket’i sonuna kadar deneyimleyen tam tanık ise bu deneyimi dile dökemez çünkü ölümün dili yoktur.[1] Tanıklık imkânsızdır; çünkü hayatta kalan tanığın yaşadığı deneyimi anlatılaştırma çabası, olayın dile dökülemezliği, dil aracılığıyla ifade edilemezliği sebebiyle her zaman olayı inkâr etmekle sonuçlanır.[2] Bu önermeler, Felaket tanıklığında yeni bir tartışmayı ve arayışı da beraberinde getirdi: Tanıklık imkânsız ise, Felaket üzerine nasıl konuşulacaktır? Tanıklık dil ile temsil edilemiyorsa, Felaket’in özüne bizi yaklaştırabilecek başka temsil biçimleri neler olabilir? İmkânsız tanıklık, Felaket’in nasıl temsil edilebileceği sorusunu da tartışmaya açtı. Bu noktada sanatın estetik mesafelenme ve dolayımlama yoluyla olayı temsil etme konusunda sunduğu olanaklar, Felaket temsili açısından başat bir tartışma alanı haline geldi.

Bu seminerin amacı, yukarıda özetlenen bağlam çerçevesinde tanıklık ve temsil meselesine yönelik bir tartışma ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, öncelikle Michel Pollak ve Nathalie Heinich’in Le Témoignage başlıklı çalışmasından yola çıkılarak farklı tanıklık türleri üzerinde durulmaktadır. Pollak ve Heinich, Shoah – Yahudi Soykırımı – üzerine yaptıkları araştırmada soykırım tanıklıklarını kategorize ederek yedi başlık altında toplamaktadır: Adli tanıklık, tarihsel tanıklık, sosyografik araştırma, hatıratlar, sözlü tarih, otobiyografik roman ve anlatı, edebiyat.[3] Dersin ilk yarısında, Pollak ve Heinich’in sınıflandırmasından yola çıkarak farklı tanıklık türleri üzerine çeşitli vaka analizleri üzerinden bir inceleme yapılması planlanmıştır. Pollak ve Heinich’in bu çalışmasından çıkartılabilecek temel sonuç şöyle ifade edilebilir: Tanıklık ne kadar gönüllü, gayri resmi, dolaylı ve öznel olursa, alımlayıcısını Felaket’in özüne yaklaştırmak ve Felaket’i temsil etmek konusunda da o kadar başarılı olmaktadır. Bununla birlikte, Pollak ve Heinich Shoah’ın farklı sanat alanlarında nasıl bir temsil üstlendiğine, bu temsillerin kendisinin bir tanıklık olarak görülüp görülemeyeceğine yönelik bir tartışma ortaya koymaz. Araştırma, sosyal bilimler alanında başvurulagelmiş mevcut tanıklıkların kategorize edilmesi ile sınırlıdır. Öte yandan, tanıklığın imkânsızlığı üzerine yapılan tartışma, Felaket temsilinin estetik mesafelenme ve sanatsal dolayımlama aracılığıyla kurulmasının belli bir potansiyel taşıdığına yönelik bir imada bulunmaktadır. Bu bakış açısından hareketle, dersin ikinci yarısında, Pollak ve Heinich’in bıraktığı noktadan devam edilerek farklı sanat alanlarında Felaket temsili üzerine bir tartışma yürütülmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda fotoğraf, müzik, sinema ve çağdaş sanat alanlarında Felaket temsilleri üzerine çeşitli vaka analizleri üzerinden bir inceleme yapılmaktadır.

[1] Agamben, Tanık ve Arşiv: Aushwitz’den Artakalanlar, Dipnot Yayınları, Ankara, 2001

[2] Nichanian, Edebiyat ve Felaket, İletişim Yayınları, İstanbul, 2011

[3] Pollak, M. & Heinich, N.  “Le témoignage” [The Testimony], Actes de la recherche en sciences sociales, Vol. 62-63, 1986, pp. 3-29

Reklamlar