İstisna Halinde İmkansız Yaşam: OHAL Uygulamasının Toplumsal Etkileri, Kollektif Bellekteki Yeri Ve Geçmişle Hesaplaşma

Başlama tarihi: Kasım 2011
Bitiş tarihi: Aralık 2012
Destekleyenler: Globale Dialogue

 1987 yılında yürürlüğe giren ve 2002 yılında sona eren OHAL uygulamasıyla Türkiye’nin doğusunda ve batısında iki farklı hukuksal rejimin yürürlüğe girdiği söylenebilir. Diyarbakır, Bingöl, Elazığ, Hakkari, Mardin, Siirt, Tunceli ve Van illerini kapsayan OHAL bölgesinde devletin temsilcisi konumunda bulunan OHAL valilerine yerleşik hukuk düzenin dışına taşan ve hukuki sorumluluk ilkesini ortadan kaldıran yetkiler tanınmış, bu süreçte OHAL valileri hukuksal dokunulmazlıkla koruma altına alınmıştır. Bu, siyaset bilimci Karl Schmidt’in “egemen olağanüstü hale karar verendir” düsturunun pratiğe dökülmesinden başka bir şey değildir. Türkiye coğrafyası yakın tarihinin önemli bir bölümünde birbirinden ayrı gibi duran ama bir anlamda birbirini tamamlayan bir tür ikili hukuk rejimi ile yönetilmiştir. Hukuk sisteminin hem içinde hem de dışında olan OHAL rejimi Agamben’in tabiriyle süreğen bir “istisna hali”dir.[1]

Bu istisna hali sonucunda; resmi raporlara göre OHAL’in yürürlüğe girdiği tarihten 10 yıl sonra, 1997 yılı itibariyle bölgede toplam 3 bin 428 yerleşim birimi boşaltılmş, 378 bin 335 kişi yerlerinden edilmiştir.[2] İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) göre bu dönemde Türkiye’de kayıpların ve faili meçhul cinayetlerin sayısı 17 bin 500’ü bulmuştur.[3]  Bölgedeki çatışmalarda 5 bin 677 sivil hayatını kaybederken, 6 bin 751 kişi yaralanmıştır. OHAL valiliğinin yetki kapsamında olan yerleşim birimlerinde, işkence ve kötü muamele gerekçesiyle toplam bin 275 suç duyurusunda bulunulmuştur. OHAL valiliğinin yetki kapsamında olan yerleşim birimlerinde 55 bin 371 kişi gözaltına alınmış, 145 bin 231 kişi Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde (DGM) yargılanmıştır. Toplam 67 bin kişilik, silahlı Kürt köylülerinden oluşan bir milis gücü kurulmuş, OHAL’in yarattığı  hukuksal boşluk sonucunda yaklaşık 4 bin korucu, öldürmeden köy yakmaya kadar yüzlerce suça karışmıştır.

OHAL rejiminin yarattığı insan hakları ihlalleri ile yüzleşmek ve hesaplaşmak için BEKS tarafından Kasım 2011’de başlatılan araştırmamızın amacı geçmişle hesaplaşma ve geçmişin işlenmesi sürecine katkı sunmayı, gerçek bir toplumsal hesaplaşmanın nasıl, hangi biçimlerde ve hangi koşullarda gerçekleştirilebileceğini sorgulamaktır. Çalışmanın başvurduğu kaynağın bizzat tanıklıklar olması, resmi tarih dışında bırakılanların söz almasını sağlamakta, bu da geçmişin işlenmesi sürecine tarafların dahil edilmesini hedeflemektedir. Araştırmamızın, toplumsal hesaplaşma süreci bağlamında bir süredir devam eden tartışmaların geniş kesimlerin katılımıyla siyasal, toplumsal ve kültürel düzlemlerde nasıl ele alınabileceğine dair veriler taşıyacağı düşünülmektedir.

Saha araştırmasında, sorunsalımızı en iyi şekilde karşılayacak, en temsil edici nitelikte olduğunu düşündüğümüz Diyarbakır’da 30, Mardin’de 15, Mersin’de 15 olmak üzere toplam 60 kişi ile derinlemesine görüşme yapılmıştır.

OHAL uygulamasının sebep olduğu sessizlik, faili meçhuller, işkence ve hukuksuzlukların 25 yıla yakın bir süre boyunca belli bölgede devam etmesinin sonuçlarını görünür kılmak amacıyla bu proje kapsamın yapılacak olan derinlemesine görüşme bazı başlıklar altında dahilinde değerlendirilecektir:

Tanıklık/ Maruz Kalma

  • Tanıklık / Maruz Kalma Konjonktürü
  • Tanıklık /Maruz Kalma Tepkisi- Suskunluk/ Mağduriyet / İsyan

Yaşam / Siyasallaşma

-Gençlik / OHAL Durumuna Tepki/ Sosyalleşme / Gündelik Yaşam

– Siyasi sosyalizasyon / Üniversite ve Liseler / OHAL deneyimi

– OHAL’e karşı ortak duygular / Dayanışma / Yeni Değerler

– Gündelik Hayat/ Siyasal Alan / OHAL Alanı

Kuşaklar ve OHAL

  • OHAL Belleği
  • Aktarım/ Deneyim
  • Gecikmiş / Erken Siyasallaşma
  • Bellek ve Deneyimin Kesişimi / Kuşaklar

Travma ve Travma Deneyimi

-OHAL deneyimi: Kesintisiz Travma / Teyakkuz Hali / Gözetlenme

– Güven Aşınması / Güvenlik Duygusunun Tanımı/ Travma Kaynağı Olarak Devletin Güvenlik Söylemi

-Faili Meçhuller / İşkence görmek / görenin yakını olmak / “Ben”liğin OHAL ile kuruluşu

– “Tehlikeli Vatandaşlar”

OHAL ile Yüzleşme / Hesaplaşma

– Kayıp / Haksızlık Duygusu

–  Bilançonun Çıkarılması / “AİHM Yolu”- Adalet / Egemen Hukuk Anlayışının Biçimlenmesi

– Hakikat komisyonu

– Geçmişle yüzleşme mi? / Geçmişin işlenmesi mi?

– Silahsızlanma, rehabilitasyon ve uyum süreci

–  Çözüm Duygusunun Yakınlaşması veya Ötelenmesi

 


 

[1] Giorgio Agamben, Kutsal İnsan: Egemen iktidar ve Çıplak Hayat, çev: İsmail Türkmen, Ayrıntı yay. 2001 ve Giorgio Agamben, Tanık ve Arşiv: Auschwitz’den Artakalanlar , çev: Ali İhsan Başgül, Dipnot yay. 2010

[2] Çeşitli insan hakları örgütlerinin verdiği rakamlar çok daha yüksek. Norveç merkezli İç Göç İzleme Merkezi’nin (IDMC) 2009 verilerine göre Türkiye’de 953 bin ila 1,2 milyon kişi yerinden edilmiş durumda. Yerinden edilen nüfusun 3 milyonu bulduğuna işaret eden araştırmalar var.

[3] Resmi rakamlara göre bin 500’ün üzerinde faili meçhul cinayet işlendi.

Reklamlar