Bir Kolektif Bellek Çalışması: 12 Eylül

Başlama tarihi: Mart 2010

Bitiş tarihi: Haziran 2012

Destekleyenler: Global Dialogue, Modiva Filmcilik, Anadolu Kültür

Her bireyin, grubun, toplumun hayatında öyle olaylar vardır ki bunlar yaşam için tarihsel bir dönüm noktası oluşturur. Bu tür ehemmiyetli olaylar zamanın akışını bir önceye ve bir sonraya ayırır. Kişi yaşam anlatısını tarihsel dönüm noktaları etrafında kurar. Ehemmiyetli olayın deneyimi yaşamımızı bir önceye ve bir sonraya ayırarak bir kopukluk yaratır ama aynı zamanda süreklilik duygusunun yeniden kurulmasını da talep eder. Artık aynı kişi değilizdir ama öte yandan aynı kişiyizdir de…

1980 yılında 11 Eylül’ü 12 Eylül’e bağlayan gece, sabaha karşı saat 03:59’da, Türkiye radyolarında dönemin Genelkurmay ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Kenan Evren imzasıyla yayınlanan Milli Güvenlik Konseyi’nin bir numaralı bildirisi okunmaya başlandı. Ordu, Genelkurmay ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren adına, ‘Türk Silahlı kuvvetlerinin İç Hizmet Kanunu’ndan aldığı yetkiye dayanarak emir komuta zinciri içinde ve emirle ülke yönetimine bütünüyle el koyduğu’ duyuruldu.

Darbenin bilançosu oldukça ağırdı: Askeri yönetimin iş başına geçtiği ilk bir yıl içinde tam 43.140 kişi tutuklandı ya da gözaltına alındı. Açılan 210 bin davada 98 bin 404’ü “örgüt üyeliği’nden olmak üzere 230 bin kişi yargılandı, 7 bin kişi için idam cezası idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi ve haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı, Öte yandan12 Eylül rejimi boyunca 171 kişinin işkenceden öldüğü ‘belgelenmiştir’. Bunun yansıra  ‘kaçarken vurulan’ 16, ‘çatışmada ölen’ 74, ‘doğal ölüm’ raporu verilen 73, ‘intihar ettiği’ iddia edilen 43 ve ‘nedeni belirsiz’ 2 ölüm söz konusudur. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı, 400 bin kişiye pasaport verilmedi, 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti. Siyasi partilerin, DİSK, MİSK ve bunlara bağlı sendikaların ve Türk Hava Kurum, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay hariç 23 bin 677 derneğin faaliyetlerini durdurdu. Bin 600 belediye başkanı, 18 bin devlet memuru, 2 bin hakim ve savcı, 4 bin polis memuru, 7 yüzden fazla öğretim üyesi ve 5 bin öğretmen ya istifaya zorlandı ya da işten çıkarıldı. Darbenin hemen sonrası 39 gazete ve dergi imha edildi, 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. Askeri yönetim 1982 yılına kadar iş başında kaldı. Askeri diktatörlük tarafından hazırlanan 1982 Anayasası ise hâlâ yürürlükte.

Darbenin üzerinde 30 yıldan fazla bir zaman geçti. Günümüzdeki tartışmalar Türkiye’de “bir bellek konjonktürü”nün oluştuğu göstermekte. Öte yandan geçmişle hesaplaşma tartışmaları yöntem açısında zayıf kalmakta ve farklı siyasi niyetlerin tezahürü olmaktan öteye gidememekte. Bellek ve Kültür Sosyolojisi Çalışmaları Derneği (BEKS) tarafından 2010 yılında ‘Bir Kolektif Bellek Çalışması: 12 Eylül’ adlı araştırma, bu boşluğu doldurmak amacıyla başlatıldı. 12 Eylül 1980 darbesinin, öncesi ve sonrasıyla, gerek Türkiye’nin ortak toplumsal belleğindeki yerini, gerekse farklı kolektif bellek grupları için farklı anlamlarını ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma, şimdiye kadar dışarıda bırakılan tanıklıklara başvurarak geçmişle hesaplaşma sürecinin başlatılmasına katkı sunmayı hedefledi. 12 Eylül 1980 darbesi gibi tüm toplumu kesen travmatik bir tarihsel olayla gerçek bir toplumsal hesaplaşmanın nasıl, hangi biçimlerde ve hangi koşullarda gerçekleştirilebileceğini ortaya çıkarılması kuşkusuz bu çalışmanın esas amacını oluşturdu.

Saha çalışması kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Mardin, Artvin, Çorum, Fatsa, Konya, Trabzon, Yozgat, vb. gibi farklı şehirlerde, farklı yaşlarda, farklı sınıfsal ve etnik kökene sahip toplam 150 kadın ve erkekle derinlemesine görüşmeler yapıldı. Nesnel tarihsel doğru arayışındansa farklı öznelliklerin darbe sürecindeki tanıklılığı aktarmak amacıyla örneklemin siyasi aidiyet açısından temsil niteliğinin yüksek olmasına dikkat edildi. Bu amaçla, 1980 öncesi dönemde kendini “devrimci”, “ülkücü” olarak tanımlayanların yanı sıra aynı dönemde kendini ‘tarafsız’ olarak niteleyen kişilerle de görüşme yapıldı. Süreçten doğrudan etkilenen 78 kuşağının yanı sıra, saha çalışmasına, 1980’de 6 ile 56 yaş aralığında olanlar ve 1980 sonrası doğanlarda dâhil edildi.

Saha çalışması, ilerde ayrıntılarıyla göreceğimiz gibi izlenen yöntem açısından da özgün bir yaklaşıma sahipti. Kolektif bellek çalışmalarında, bir tür çağırıcıya, belleği aktive edici bir uyarıcıya ihtiyaç vardır. 12 Eylül hafızasını harekete geçirebilmek için derinlemesine görüşme soru cetveline karşılık gelen kurmaca bir gazete hazırlandı. “Türkiye’nin Sesi” ismi verilen bu gazeteye, 70’lerde politik alanın en öne çıkan karşıt gruplarının belleklerinde kurucu nitelik taşıyan olayları göz önünde bulundurularak seçilen fotoğraflar ve manşetler konuldu bunların dışında gazetede herhangi bir yazı kullanılmadı.[1] Askeri darbenin siyasi yaşamda yarattığı değişim ve dönüşüm kadar gündelik yaşamın tüm boyutlarına etkilerini ortaya koymak amacıyla gazetede siyasi olayların dışında dönemin toplumsal, kültürel, sanatsal, sportif, magazinsel vb. olaylarına da yer verildi.


[1] Yazı sütunları temsili olarak lorem ipsum ile dolduruldu.

Reklamlar